Mücadeleci ve inatçı ruhuyla kendi yolunu çizen bir kadın: Tuba Nur Akçin…Kayseri’de başladığı girişimcilik serüveninde, şehrin ticaret kültürünü öğrenmiş ve hayallerini de cesurca gerçekleştirmiş. Bugün nerede olacağı önemli değil, onun için önemli olan üretmek ve cesaretle yürümek. İşte bu duruş, tüm kadınlara ilham veren, hayallerinde adım atmaktan korkmayan bir örnek oluyor…
Tuba Nur Akçin… Kökleri Karadeniz’e uzanan ama hayatını İstanbul’da şekillendiren bir isim. Kalabalık bir ailenin içinde, sorumluluk bilinci ile büyüyen Akçin, bugün Kayseri’de kendi hikayesini yazan güçlü bir kadın girişimci…
-11 Aralık 1992 doğumluyum. Aslen Karadenizliyim, ancak İstanbul’da büyüdüm ve eğitimimi burada tamamladım. İlk iş tecrübemi de İstanbul’da edindim.Esnaf bir babanın kızıyım. Babaannem, dedem ve amcalarımla birlikte aile apartmanında büyüdüm. Ailenin en büyük çocuğu olarak, üç kardeşim ve amcalarımın dört çocuğu dahil toplam yedi çocuğun sorumluluğunu erken yaşta üstlendim. Bugün elde ettiğim başarıda, erken yaşta aldığım bu sorumluluk bilincinin çok büyük payı olduğuna inanıyorum.
Fabrikada badem şekeri ve çikolata kokularıyla büyüyen Tuba Nur Akçin, gururla “Ben babamın kızıyım” diyor. Baba mesleğini ileride hiç yapacağını düşünmeyen Akçin, çocukluğunu şekillendiren deneyimleri sayesinde oluşan girişimci ruhuyla bugün, yenilikçi fikirleri hayata geçiriyor…
-Her zaman gururla söylerim “Ben babamın kızıyım.” Babam esnaftı ve badem şekeri ile çikolata imalathanesi işletiyordu. Çocukluğum adeta fabrikanın içinde geçti. Badem şekerlerinin kavrulmasını, çikolataların paketlenmesini izleyerek büyüdüm. O dönemlerde baba mesleğini ileride yapacağımı hiç düşünmezdim.Eğitimimi Okan Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nde tamamladım. Mezuniyet sonrası kendi alanımda iş bulamadım bunun üzerine Koç Holding’deki bir çağrı merkezinde sekiz ay çalıştım. Ardından zorlu sınav süreçlerinden geçerek Pegasus Hava Yolları’nda kabin memuru oldum. Altı yıl süren bu deneyim, bana disiplin, kriz yönetimi ve insan ilişkileri konusunda çok değerli kazanımlar sağladı.
“CESARET BANA DEDEMDEN MİRAS”
Tuba Nur Akçin, hayatını yalnızca çalışarak değil, dedesinden aldığı cesaret mirasını taşıyarak yaşıyor. Onun için başarı kişisel bir hedeften ziyade kuşaktan kuşağa aktarılan bir emeğin devamı. Dedesinin disiplinli hayatı bugün Akçin’in attığı her adımda hissediliyor…
-En büyük motivasyon kaynağım yurt dışını gezmek. Çok çalışırım ve cesur bir insanım; bu cesaretin bana dedemden geçtiğine inanıyorum. Dedem, İstanbul’da Eminönü’nde Ermeni bir ustanın yanında badem şekerini öğrenmiş ve disiplinin başarıdaki önemini bize her zaman örnek olarak gösterirdi. Rahmetli dedem, başarılı bir badem şekeri ustasıydı bugün bulunduğum noktada onun emeği ve izleri çok büyük. Kabin memuru olmamda da en büyük destekçim oydu.Yurt dışını gezmek, farklı kültürleri ve vizyonları görmek hep güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Kabin memurluğu döneminde bu vizyonu birebir deneyimledim ve bugün Kayseri’deki girişimlerimde de yurt dışı tecrübelerimin büyük katkısı olduğunu görüyorum.
Kruvasan Fabrikası Kayseri için sadece bir işletme değil, alışkanlıkların da değiştiği bir mekan oldu. “Kruvasan Fabrikası” tabelası bir markadan öte Tuba Nur Akçin için cesaretin de simgesi olurken ardından gelen “Bu Gelato” ise onun vizyonunun sınır tanımadığının en net göstergesi…
-Kayseri’de hayata geçirdiğim iki marka Kruvasan Fabrikası ve Bu Gelato, şehirde bir ilk oldu. Kruvasan Fabrikası’nı açtığımda Kayseri’de bu konseptte bir örnek yoktu. Elbette sonrasında pek çok işletme açıldı ancak “Kruvasan Fabrikası” denildiğinde akla ilk gelen isim Tuba Nur Akçin oldu. Marka, zamanla benimle özdeşleşti.Geçtiğimiz yıl açtığım Bu Gelato ise İtalyan dondurması konseptiyle yine bir ilk oldu. Yurt dışında aldığımız eğitimlerin ardından bu markayı hayata geçirdik. Açılıştan sonra yaşadığım en büyük mutluluk ise yaz aylarında işletmenin önünde oluşan uzun kuyrukları görmekti. Bazen mutluluk somut bir şey değildir ama o sırayı gördüğüm an, “Ben gerçekten başardım” dediğim çok özel bir andı.
“HİÇ PİŞMAN DEĞİLİM İYİ Kİ KAYSERİ’DEYİM…”
Tuba Nur Akçin, şehrin ticaret geleneğinin zincir markaların gölgesinde kaldığını fark ederek alışılmışın dışında bir lezzeti Kayseri’ye kazandırdı. Şehri dönüştüren bu girişim cesur bir adım olurken elbette bazı risklerde taşımış… Ancak Tuba Nur Akçin, konforu değil vizyonu seçmiş ve işletmenin her detayında karakteri olan bir marka inşa etmiş…
-Hiç pişman değilim iyi ki Kayseri’deyim ve girişimlerimi burada hayata geçirdim. 2020’de Kayseri’ye geldiğimde, çoğunluğun franchising markalar olduğunu fark ettim. İstanbul’dan misafirlerim geldiğinde onları götürebileceğim, günlük ve butik üretim yapan çok az mekân vardı. İstanbul’da kruvasan yemek istediğimde ise uzun kuyruklar görüyordum.Kendi kendime “Kayseri ticaret şehri ve yeniliğe açık bir şehir. Neden burada butik bir kruvasan fabrikası açmayayım?” dedim ve 2022’de Kruvasan Fabrikası’nı açtım. Karar öncesinde iki büyük risk vardı o da kruvasanı Kayseri’ye benimsetmek ve merkezi olmayan Esenyurt Mahallesi’nde satış yapmak. Mekân seçimimde dört kriterim vardı: müstakil bina, arkasında park alanı, otopark sorunu olmaması ve özgün mimari.Kendi kendime “Bir risk alınır, iki risk de alınır. Sen İstanbullusun Tuba, başardın, bunu da başarabilirsin” dedim ve cesaretle adım attım.Kruvasanı açmadan önce ciddi eğitimler aldım ve İstanbul’da bir kruvasan işletmesinde dört ay boyunca fiilen çalıştım. Bu detayı en yakın çevrem bilir. Çünkü bir girişimi hayata geçirmeden önce sadece teorik bilgi yetmez o mutfağın içinde olmak, hamura dokunmak gerekir.Bugün ben yalnızca bir girişimci değilim aynı zamanda Kruvasan Fabrikası’nın şefiyim. Ürünlerimizin büyük kısmı kendi ellerimden çıkıyor. Bu başarı, dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Çok büyük emek, disiplin ve inancın sonucu.
Tuba Nur Akçin’in Kayseri’deki girişimcilik yolculuğunun en büyük destekçisi ailesi olmuş ama aynı dönemde “yapamazsın” diyen sesler de eksik olmamış. Hayallerinin karşısına dikilen o kesin “yapamazsınlar” moralini bozmuş fakat yönünü değiştirmemiş. O, köklerinden aldığı “Karadenizli bir ailenin kızıyım ve babamın kızıyım” derken mücadelenin sıradan değil, doğal olduğu bir karakteri tarif ediyor…
-Bana destek verenler sadece annem, babam ve kardeşlerimdi.2020 yılında Kayseri’ye ilk geldiğimde, o dönem “ailem” olarak gördüğüm bazı kişilerden ise destek yerine tam tersine en ağır ve en negatif cümleleri duydum. Benden yaşça büyük biri karşıma geçip, “Sen bunu başarabileceğini mi sanıyorsun? Tabii ki yapamayacaksın. Gel, bu sevdadan vazgeç” diyerek beni vazgeçirmeye çalıştı.28 yaşındaydım. Hayatta neleri başarabileceğime dair hiçbir fikri olmayan insanların hedeflerim hakkında bu kadar kesin konuşması elbette moralimi bozdu. Ama ben vazgeçen biri değilim. Her zaman şunu söylerim: “Karadenizli bir ailenin kızıyım ve babamın kızıyım.” Mücadele bizim karakterimizde var. Bu yüzden başarı benim için bir ihtimal değil, bir sonuçtu.
“BU ŞEHİR BANA TİCARİ ANLAMDA ÇOK ŞEY KATTI”
Kayseri, ticaretin nabzını tutan bir şehir… Ancak bu şehirde iz bırakmak, özellikle “Kayserili” olmayanlar için her zaman kolay olmaz. Tuba Nur Akçin’e “Sen Kayserili değilsin” diyenler de olmuş, “Bunu biz yapardık” cümlesini kuranlar da… Fakat o, düşünmekle cesaret edip harekete geçmek arasındaki farkı çok iyi bilenlerden. Neyse ki Kayseri, çalışana kapısını kapatmayan bir şehir… O, bu şehirde emek veriyor ve karşılığını takdir ile görüyor…
-Kayseri’nin bir ticaret şehri olduğu bilinen bir gerçek. İstanbul’da doğup büyümüş biri olarak burada girişim yapmak büyük bir riskti. Zaman zaman “Sen Kayserili değilsin” ya da “Bunu senden önce biz yapabilirdik” gibi cümlelerle karşılaştım. Düşünmekle yapmak arasında büyük bir fark var.Ancak Kayseri’de yatırımcı çok ve ticaret kültürü güçlü. Bu şehir bana ticari anlamda çok şey kattı. İyi ki ilk girişimimi burada yapmışım. İstanbul’da tanınmak ve marka olmak çok daha zor, Kayseri’de ise emek verip başarılı olduğunuzda ciddi destek görüyorsunuz. Bu nedenle Kayseri’yi çok seviyorum.
Tuba Nur Akçin, Kayseri’nin ticaret geleneği içinde girişimciliğin inceliklerini öğrenmiş, o yüzden Kruvasan Fabrikası onun için sadece bir işletme değil, kendisini yetiştiren bir okul gibi olmuş. Bugün ise aynı cesareti daha bilinçli bir tecrübeyle birleştirerek Bu Gelato’yu hayata geçiren Akçin, dünya trendlerini Kayseri’ye uyarlayan bir girişimci olarak fark ediliyor.
-Kayseri’nin güçlü ticaret geleneği sayesinde burada disiplinli ticaret yapmayı öğrendim. Kruvasan Fabrikası ilk girişimimdi ve birçok şeyi deneyimleyerek öğrendim. Bu Gelato’yu açarken ise, Kruvasan’da yaptığım hataları tekrarlamamak için büyüklerimden öğrendiğim ticaret tecrübelerinden faydalandım.Kruvasan Fabrikası bugün özgün bir kimliğe sahip. Misafirler ürünleri tanıyor, tatları biliyor ve yurt dışı deneyimlerini benimle paylaşıyor. Menümü sürekli güncel tutuyor, yeniliklere adapte oluyorum. Neredeyse her ay yurt dışına çıkarak gördüğüm trendleri ve lezzetleri Kayseri’ye uyarlamaya çalışıyorum.
VAZGEÇME!
Başarı çoğu zaman dışarıdan kolay görünür. Oysa işin arkasında sabırla aşılmış birçok zorlu süreçler vardır. Tuba Nur Akçin için Bu Gelato’yu açmak da tam olarak böyle bir dönem olmuş. Kruvasan’daki tecrübesine güvense de Kayseri’de karşılaştığı resmi prosedürlerden sonra kendisine zaman zaman “Vaz mı geçeceğim, yoksa devam mı edeceğim?” sorularını sormuş. Ama devam etmeyi seçmiş, bugün ise geri dönüp baktığında “İyi ki vazgeçmemişim” diyor…
-“İyi ki vazgeçmemişim” dediğim anlardan biri de Bu Gelato’yu açtığım dönemdi. Açılış süreci düşündüğümden çok daha zorlu geçti. Kruvasan’daki deneyimime güvenerek bazı şeylerin daha kolay ilerleyeceğini sanmıştım. Ancak Kayseri’de resmi süreçler oldukça prosedürlü ilerliyor. Ankara, İstanbul ve İzmir’de dondurmacı açan arkadaşlarımla konuştuğumda, onların karşılaşmadığı birçok süreci benim yaşadığımı gördüm. Resmi dairelerle ilgili oldukça yorucu bir dönemden geçtim.Bir noktada kendime şu soruyu sordum: “Vaz mı geçeceğim, yoksa devam mı edeceğim?” İyi ki devam etmeyi seçmişim.
Tuba Nur Akçin’in “İyi ki” dediği anlardan biri de Cezayir’de düzenlenecek uluslararası yarışmaya davet edilmesi olmuş. Gastro Kayseri çatısı altında hem Kruvasan Fabrikası kimliğiyle hem de “Tuba Şef” olarak Türkiye’yi ve Kayseri’yi temsil edecek Akçin, tüm negatifliklere rağmen “İyi ki” onlara teslim olmamış. Ve bugün karşımızda, vazgeçmeyenlerin kazandığını gösteren güçlü bir kadın var…
-Evet, Kruvasan Fabrikası ve Bu Gelato’yu yurt dışına taşıma fikrimiz elbette var.Öncelikle şunu paylaşmak isterim. Nisan ayında Gastro Kayseri ekibi olarak bir dernek kurduk. Bu oluşumla birlikte Cezayir’de düzenlenecek bir yarışmaya katılacağız. Bu teklifi ilk aldığım an, “İyi ki bu yoldan vazgeçmemişim” dediğim en özel anlardan biriydi. Çünkü orada hem Kruvasan Fabrikası kimliğiyle hem de “Tuba Şef” olarak önce ülkemizi, ardından Kayseri’yi temsil edeceğim.Kadınların daha görünür olabilmesi için en önemli şartın, çevredeki negatif seslere kulaklarını kapatabilmeleri olduğuna inanıyorum. Hiçbir şey benim için de kolay olmadı. Sosyal medyada görünen tabloyla gerçekte yaşananlar arasında büyük fark var. Ben duygularını içinde yaşayan biriyimdir birçok şeyi sadece ailem ve en yakın dostlarım bilir.Negatif söylemler karşısında tamamen kulaklarımı kapattım. Dinlerim, saygısızlık yapmam ancak hedefim belliydi. Ben başarmak istiyordum. Hatta bir noktadan sonra başarmaktan başka seçeneğim kalmamıştı. Kayseri’deydim, tek başımaydım ve yapmak zorundaydım.
“HAYAL ETMEK, HEDEFE GİDEN YOLUN EN GÜÇLÜ ADIMLARINDAN BİRİ”
Tuba Nur Akçin, kalabalığın içinde kaybolmaktansa kendini göstermeyi ve hayallerini cesurca yaşatmayı seçen bir girişimci. Ona göre hayal etmek, hedefe giden yolun en güçlü adımı…
-“Hedeflerinizden vazgeçmeyin” cümlesi artık çok klasik. Ama bence asıl mesele, görünür olabilmek için kalabalığın arasından sıyrılabilmek. Kendini ifade edebilmek, hedeflerinden açıkça bahsedebilmek insanı her zaman bir adım yukarı taşıyor.Ben Bu Gelato’yu açmadan önce, daha dükkânı tutma aşamasındayken içeri girdiğimde mekân bomboştu. Ama ben o boş alanın içinde bugün bulunduğum o sıcak ve şirin atmosferi hayal ettim. Hayal etmek, hedefe giden yolun en güçlü adımlarından biri. Beyin, hayal edilen şeyi gerçekmiş gibi algılar. Bu yüzden herkesin hayal kurmaktan vazgeçmemesi gerektiğine inanıyorum.
Tuba Nur Akçin’in girişimcilik yolculuğunun temelinde babasının fırsatları değerlendirmeyi ve tutumlu olmayı öğreten esnaf ruhu, annesinin ise cesaret ve korkusuzluk mirası var. Babasının küçük yaşta yönlendirmeleri, annesinin arkasında durduğunu söylemesi onun gem risk almasını hem de kararlı adımlar atmasını sağlayan en güçlü rehber olmuş…
-Babam çocukluğumda bana hep “Sen erkek doğmalıymışsın, kız doğmuşsun” derdi. Bugün bana baktığında eminim o cümlesinin anlamı değişti. İstanbul’dan gelip hem Kruvasan Fabrikası’nı hem de Bu Gelato’yu ziyaret ettiğinde, o gün imalathanede yemek yapan kızını örnek göstererek benimle gurur duyduğunu söylüyor.Babamın esnaflıktan gelen tarafı daha yatırımcıdır. Hep “Su akarken testini doldur kızım, hiçbir şeyi israf etme” der. Yani fırsat varken çalışmayı, kazanmayı ve birikim yapmayı öğretti.Annem ise çok cesur bir kadındır. Bize çocukluğumuzdan beri bıraktığı en büyük miras şu cümledir: “Her zaman cesur olun, hiçbir şeyden korkmayın. Ben her zaman arkanızdayım.”
“HAYATIMIN ROTASINI HER ZAMAN KENDİM ÇİZMEK İSTEDİM”
O, mücadeleci ve inatçı ruhuyla kendi yolunu çizmiş, bugün Kayseri ya da başka bir şehir… Hiç fark etmiyor. Önemli olanın nerede olursa olsun üretmeye devam etmek ve cesaretle yürümek olduğunu biliyor. İşte bu duruşu sayesinde Tuba Nur Akçin’in hikayesi tüm kadınlara ilham veriyor…
-Mücadeleci ve biraz da inatçı ruhum sayesinde hayatımın rotasını her zaman kendim çizmek istedim. Bugün Kayseri’deyim ama ileride hangi şehirde yaşarım, hangi şehirde ticaret yaparım bunu zaman gösterecek. Benim için önemli olan, nerede olursam olayım üretmeye ve cesaretle yürümeye devam etmek.

